Tesadüflere İnanır mısın Oğlum?

İşte geçti bile ilk haftası çok korktuğum iş hayatının. 

Korktuğum kadar da kötü değilmiş. 

Zamanın göreceliliği bir kere daha yanımdaydı çünkü. Bir toplantıdan çıkıp saatime baktığımda, 12 olmuştu bile. Seninle olan hayatımızı düşündüm hemen. Saat 12 ye kadar 14320 tane kitabını tekrar tekrar okumuş, önce odandaki sonra da salondaki tüm oyuncaklarınla oynamış, belki parka bile gidip gelmiş, en az iki kere yemek yemiş ya da en azından atıştırmış, 1232435 şarkıyla dans etmiştik ve pertimiz çıkmıştı bile. Tam öğle uykundan önce aradım seni, o telefondan sana ulaşmaya çalışan, küçük ekrana sıkışmış aile bireyi bendim bu sefer. Önce sevindin, tezahürat ettin beni gördüğüne, sonra da kızdın elini bana uzattığında sana ulaşamadığım için ve ağlamaya başladın telefonu kapatırken. İçim… Buruldu… Ne yapacağımı, nasıl tepki vereceğimi bilemedim, telefona bakakaldım…

Korkttuğum kadar da kötüymüş. 

Her seni düşündüğümde yanında olmak istedim. Yaptığım iş ne kadar hoşuma gitse de senden güzel değildi. Çok merak ettim hep, tam seni düşünürken neler yapıyorsun diye. Hayır endişelenmedim hiç, biliyorum babanla mutluydun. Ama senin için hayat filmi çok daha yoğun, zaman ışık hızı kadar hızlı. O yüzden ben burda daha yavaş bir zaman balonunun içindeyken, yeni yeni şeyler keşfederken sen yanında olamadığım için hep içim burkuldu. İşten çıkıp bisikletle sana gelirken öyle sıcak öyle yumuşak bir histi ki içimi kaplayan, resmen bu his uzun sürsün diye acele etmedim, sindire sindire yüzümde gülümsemeyle ve gözümün önünde tatlı suratınla yavaş yavaş pedal çevirdim. 

Eve gelince beni nasıl karşıladığını umarım hayatım boyunca unutmam. Önce saf bir mutlulukla bana gelip sarıldın, öptün. Sonra hemen neyle oynuyorsan beni oyununa kattın, beraber oynamak istedin. Ta ki o zamana kadar eksik olan şey aklına gelene kadar. Sakince ve kibarca mememe dokunup ‚ıııh‘ diye rica ettin anne limanına demirlemeyi. Emzirirken de gözlerini gözlerimden ayırmadın.

Tesadüflere inanmıyorum. Önceden şüphem vardı, senin doğumunla beraber onlar da yok oldu. 3. evlilik yıldönümümüzde, nikah saatinden 3 dakika sonra dünyaya gelmen tesadüf değil bence. Aynı şekilde işten gelince kısa bir sonra beni kitaplarına götürüp daha önce çok da iplemedğin bir kitabı tekrar tekrar sana okumamı istemen de tesadüf değil. Kitapta minik maymun annesini ormanda kaybediyor, kelebekten yardım istiyor. Kelebek bütün hayvanları gösterdikten sonra en sonunda maymuna benzeyen babasını gösteriyor, minik maymun mutlu olsa da çok tatmin olmuyor ve hala annesini arıyor. Babası da en sonunda annesine götürüyor maymunu. Son sayfada da anneyle minik maymun sarılıyorlar, baba da mutlulukla ona bakıyor. Okurken acele acele son sayfaya gelmemi istemen ve son sayfada minik maymun annesini bulunca ‚anneeee’ diyip mutlu olman da hiç tesadüf değil bence.

Bütün bunlar tesadüf olmadığı gibi annelik de delilik işte…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: