Yazılamayanlar ve biz

Mayıs başıymış son yazdığım zaman, şimdi baktım. Yani neredeyse 3 ay olmuş son şu masaya oturup yazdığımdan beri. Sanırım bugün önümüzdeki haftanın todo’larını yazarken sayfada Teo’nun doğumgününü için todo liste hazırla cümlesini görmüş olmam beni motive etti hatta panikletti. Nasıl geçti zaman, nerede kaldı o günler, saatler, dakikalar, saniyeler?

Lohusa zamanında özellikle hep aklımdaydı, „zaman hızlı geçecek, bu günler çok kıymetli, iyi bak tırtılının suratına“ diye hep temkinlemiştim kendime. Bu temkinler sırasında sanki zamanın göreceli olduğu ve tırtılımla aşk yaşarken ışık hızıyla geçeceğini bilmek zamanı bir nebze olsun yavaşlatır ya da deneyimin yoğunluğundan kafama ve ruhuma daha iyi kazınır yaşanmışlıklar diye düşündüm sanırım. Yanıldım sanki, zamanın hızlı geçeceğini bilmek onu bir nebze olsun yavaşlatmıyormuş. 
Temkinli ya da temkinsiz, zaman bitti.
Bir yıl bitti neredeyse. 

O kadar çok yazacak malzeme vardı ki halbuki.

Not etmiştim hem de telefonumun sonrasında bir şeyi çok zor bulduğum notlar havuzuna. 

Çocuk parkında sana kötü davranan kızı ve gıcık pasif annesini yazıcaktım.

İlk „artık yardıma ihtiyacım var“ dediğim ve pilimin bittiği günü yazacaktım.

Yavaş yavaş benden fiziksel olarak koparken, sen yedikçe ben de yemiş gibi oluyorum ama bir yandan da benden ayrılmanı izlerken mutlu bir hüzün doluyor içimde diye bir yazı yazacaktım.

İlk mama mama mama dediğini ve bununla beraber sanırım beni kastettiğinden hemfikir olduğumuz günü yazıcaktım.

Seninle beraber örümcek korkumu yenmeye çalıştığımı, yenemediğim anlarda da tüm gücümle korkmuyormuş numarası yapmaya çalıştığımı yazacaktım.

Nasıl babanla yeni bir ilişki kurarken zorlandığımızı, yapabildiklerimizi, daha beceremediklerimizi ve süper yaptığımız şeyleri yazıcaktım.

İşe başlama zamanı başlarken nasıl dikkatimi kendime yöneltmeye çalıştığımı ama çoğu zaman yarım yamalak hissi içimde olduğuyla ilgili bir yazı da vardı listemde.

En önce de doğum hikayemi her anıyla önce unutmamak sonra da sana anlatabilmek için detaylı detaylı yazıcaktım.

Yazarım belki bu saydıklarımı, bazılarını. Ya da hiçbirine zaman gelmeden yeni yazılar gelir.

Çok yoğun geçiyor günler tırtılım seninle. Eksponansiyel bir hızla gelişip büyüyorsun, biz de seninle büyüyoruz. Dünyamız genişliyor seninle. Acayip eğleceli rodeo bu ama bütün gün roller coasterdaymışçasına pelt oluyorum günün sonunda. Yorgunluğun farklı boyutlarını yaşıyorum hem de şu anda çünkü ne sen ne de ben neredeyse bir senedir aralıksız 4 saatten fazla uyumadık. 

Ama her şey bir yana, çok mutluyum ben tırılım. Hiç olmadığım kadar mutluyum. Biraz da stresliyim ama çünkü daha sen bir yaşına girmeden o kadar çok şey hazırlamaya yeltendim ki, altından kalkarsam bravo bana.

Seni seviyorum bebeğim, iyi ki ben annen yaptın.

Ve deliriyorum her geçen gün daha tırtılım. Çünkü annelik apaçık delilik!!!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: