Blog

Git(me)! II

Sen
Böyle
Giderken
Sonlanan dönemin hüznüyle
Yeni başlayan dönemin heyecanı
Kaplıyor
İçimi

Oğlum Bana Mama Dedi

kızıyla oynayan anne bana dönüp, „oğlun sana mama diyince bozulmuyor musun?“ diye soruyor. Önce şaşırıyorum soruya, nedense çok intim bir soru gibi geliyor, kendimi atağa uğramış, hafif çıplak hissediyorum. Sonra benim cevabımı beklemeden bana kendi hikayesini anlatıyor.

Pandemi Tırtılı Karantinada

İki hafta boyunca hem korona virüsüyle boğuştuk baban ve ben, hem de seni garip, bir 1,5 yaşındaki tırtıla anlatması çok güç bir sebepten dolayı seni dışarı çıkaramadığımızı anlatamamakla…

Annelik çelişki demekmiş meğer…

..Seni o kadar seviyorum ki, içime sokup içimde her yere taşıyasım var.
Seni o kadar çok seviyorum ki, kanatlarını takıp varlığını bile bilmediğimiz diyarlara uçarken seni seyretmeyi hayal etmek bile kalbime şarkı söyletip ruhumu dans ettiriyor…

Git(me)!

Sen Böyle Giderken Sonlanan dönemin hüznüyle Yeni başlayan dönemin heyecanı Kaplıyor İçimi

Tesadüflere İnanır mısın Oğlum?

Eve gelince beni nasıl karşıladığını umarım hayatım boyunca unutmam. Önce saf bir mutlulukla bana gelip sarıldın, öptün. Sonra hemen neyle oynuyorsan beni oyununa kattın, beraber oynamak istedin. Ta ki o zamana kadar eksik olan şey aklına gelene kadar. Sakince ve kibarca mememe dokunup ‚ıııh‘ diye rica ettin anne limanına demirlemeyi. Emzirirken de gözlerini gözlerimden ayırmadın.

Yapamadım, Tutamadım Zamanı Oğlum…

…Annelik iznimin son haftasına gelince farkediyorum ki, bütün bunlar zamanı tutma, dondurma çabam aslında. Bütün senenin resimlerine, videolarına tekrar tekrar bakarsam, her büyüdüğün günü biraz daha kafama kazırsam sanki zaman daha yavaş akacakmış, sanki bu sene hiç bitmeyecekmiş gibi bir düşünceyle yapıyorum hepsini. Ama tutamıyorum oğlum….

Yazılamayanlar ve biz

…Not etmiştim hem de telefonumun sonrasında bir şeyi çok zor bulduğum notlar havuzuna.
Çocuk parkında sana kötü davranan kızı ve gıcık pasif annesini yazıcaktım.
İlk „artık yardıma ihtiyacım var“ dediğim ve pilimin bittiği günü yazacaktım…

Kırmızı bisiklet, analık ve ananas

…Her şey sanki neon bir okla bisikletimi gösteriyordu. Derin nefes aldım, tırtılımım tatlı yorgun gözlerine baktım ve tamam dedim, „Gidiyorum!“

Döner lokantası, iç sesler ve annelik

Anneyim ve anne olduğumdan beri çocuklarını duymayan, görmeyen annelere, babalara çok kızıyorum. Çok geçmeden bu kızgınlık, üzgünlüğe dönüşüyor çünkü bu ebeveynler, kendi iç seslerinden uzaklaştırılmış küçük kızlar, küçük oğlanlar aslında.

Küçük el büyük el

… Bir film dönüyor sonra kafamda. Yıllar geçiyor, sen büyüyorsun, bu minicik elin de büyüyor. Şu anda bütün elini kaplayan, koruyan, sarmalayan elim, zamanla yetmiyor onu saklamaya…

Artık prematüre değilsin oğlum.

…Ve biz böyle koyun koyuna yuvarlanırken, sonunda daha önce duymadığım ama doğumundan beri gümbür gümbür hissettiğim teoriyle karşılaştım…

Tektipleştiremediklerimizden misiniz?

İşte başlıyoruz.
Tektipleştirmeye, karşılaştırmaya, negatiflere, henüz olmayan ve olması gerekenlere konsantre olup, çoktan olanlara aldırmamaya…

Seni görüyorum, anne!

Önce saçının arkasındaki toka izini gördüm, anne. Sonra da yüzündeki hikayeni…

Anneliğin kitabını yazdım!?

Anneliğin kitabını yazdığımı ve kendimi bir momboss gibi hissettiğim günlerden biriydi halbuki. Her şey mükemmel başlamıştı…

Hatırlayacak mısın?

…bazı günler son enerjimle pilates topunun üstünde sırtım kopana kadar seninle kucağımda hoplarken (çünkü çoğu zaman başka sekilde uyumuyorsun) iki tane bildigim ninniden sıkılınca abuk subuk anlamsız sesler çıkardığımı ya da ninni melodisiyle rap şarklılar bestelediğimi…

Süt Mantrası

…O yüzden seni emzirirken, her seferinde (tamam belki çok uykusuz gecelerde zombiden halliceyken unutabilirim) sana süt mantranı söylüyorum. Bazen hakkaten sesli, bazen de fısıldayarak ya da güzel tırtıl suratına bakıp sessizce…

Geri Dön, Geri Dön, Ne Olur Geri Dön

Şimdi oturmuş sana bakıyorum aşkla. Ve aklımdan, kalbimden geçenlere ben bile inanamıyorum. Ne absürt bir yaratık insanoğlu, -insankızı- .
Bütün hamileliğim boyunca bir yoğun histen diğerine koştum, bir tripten çıkıp diğerine girdim. Spiritüel bir yolculuktu resmen. Ne dini inancım ne de herhangi bir sabit fikrim var Tanrı meselesinde. Ama hep mucizelere inandım. Zaten inanmamak aptallık aslında, her birimiz birer mucizenin sonucuyuz ne de olsa…

Merhaba ben…

Merhaba ben İdil. Bir yağmurlu Ağustos gününde Berlin’de mucizemi kucağıma aldım, dünyam değişti. Şimdi bu yeni dünyamı anlamaya, kendimi bulmaya çalışıyorum. Bu blog da bir annenin bebeğiyle beraber -tekrardan- büyüyüşünü, tırtılıyla beraber kelebek oluşunun hikayesi sanırsam.

Merhaba ben…

Merhaba ben İdil. Bir yağmurlu Ağustos gününde Berlin’de mucizemi kucağıma aldım, dünyam değişti. Şimdi bu yeni dünyamı anlamaya, kendimi bulmaya çalışıyorum. Bu blog da bir annenin bebeğiyle beraber -tekrardan- büyüyüşünü, tırtılıyla beraber kelebek oluşunun hikayesi sanırsam.

Bloguma Abone Olun

Yeni delilik doğrudan gelen kutunuza iletilsin.